Pleiades® Aktivasyon ve Uyumlanma Süreci


Uyumlanma süreci sosyal çevremizle, dünya ve evren ile uyumlu olabilme yeteneğimizi, geçmiş ve gelecekten özgürleşerek akışta ve şimdi de olabilme kabiliyetimizi geri kazanmamızı ve en önemlisi beden enerji meridyen sistemimizin doğal akışta olmasını mümkün kılan bir süreçtir.

Bu süreçte kendi enerji bedenimiz üzerinde bütünsel olarak çalışıyoruz.

Nasıl mı? Enerji meridyen sistemimizdeki hasarlı ve akışı engelleyen duygularımızı bedenimizde hissederek ve Pleiades® sistemi ile dönüştürmeyi öğrenerek.

Enerji bedenimizi tanıyarak ve dönüşmesine izin vererek kendimizi dengelemeyi öğreniyoruz.

Pleiades® Aktivasyon ve Uyumlanma Süreci, varlığımızı her seviyede (Hücresel seviyeden Bilinç boyutuna) yenilenme aşamasına doğru ivmelendirir.

Hasta adını verdiğimiz karışık bilgi düzenlenme sürecine girer ki biz bu duruma değişim ve dönüşüm süreci deriz. Tüm varlığımız her seviyede uyanmaya ve hipnoz olarak nitelendirdiğimiz bilinçaltı esaretinden kurtulmaya başlar.

Bu durumda evren ile kökten temasa geçen insan, bilinç, idrak, algılama ve değerlendirme yeteneklerini aktif duruma getirir. Parasempatik sinir sistemi yeniden aktif olur ve sağlıklı bedensel, ruhsal ve zihinsel seviyeye geçiş yaparız.

Geçiş deneyimleri her insanda farklı işler çünkü her insanın kodlandığı düşünce ve bu düşünceye dayalı oluşturduğu dünya farklıdır. Çözüm süreçleri ve deneyimleri bu yüzden her bireye özgün deneyimler olarak tecrübe edilir.

Dönüşüm atom altı hücresel ve moleküler boyutta başlar ve beden seviyesine kadar ilerler. Bu durumu kozasından çıkan bir tırtılın kelebeğe dönüş yolculuğunu sembolize eder ve biz bu hale “UYANIŞ” ismi veririz.

Aktivasyon uygulaması daha önce de belirtildiği gibi beden sinir sistemi ile yakından alakalıdır.

​Bunun nedeni bedenimizi çepeçevre örüntü şeklinde saran sinir hücreleri, nöronlar ve reseptörlerin, sinir sisteminin yapı taşları olmasıdır. Sinir sistemi aynı zamanda omurilik, kalp ve beynimiz ile direkt iletişim halindedir.

İletişim yolları üzerindeki reseptörlerin pasif duruma geçmesi veya pasif durumda olması gerekirken aktif duruma geçmesi zihinsel-ruhsal-bedensel birçok olumsuz yan etkiye sebep olmaktadır.

Bununla beraber iç salgı bezlerinin kimyasal aktivitesi de sinir sistemimizin kapsayıcı ağı içerisinde yerini almaktadır.

Yani tüm bedenimizin kontrolü, idaresi, yönetimi ve iletişimi sinir sistemi içinde biyokimyasal ve elektriksel bir iletişimle ışık hızında sağlanmaktadır.

İşte bu yüzden birçok eylemi bir arada yerine getirebilen bir bedene sahibiz.

Aktivasyon esnasında öz kopyamız olan “MORFİK ALANA” ile temas gerçekleştiğinden sinir sistemimiz formatlanarak orijinal yapısına dönüş sağlamak için start alır.

Bu esnada tüm nöronlar nasıl ve hangi yoldan ve hangi beden sistemi ile iletişime geçmesi gerekiyorsa ona göre mesajları bedenimizin her hücre, doku, kas ve organlarına iletir.

​Aynı anda bedende birçok işlem gerçekleşmeye başlar. Bu işlemler istemsiz kas hareketlerimizi yöneten otonom sinir sisteminin aktive olması ile beraber parasempatik ve sempatik sinir sistemlerimiz arasında bir dengelenmeye yol açar.

Bu durumda AKTİVASYON esnasında istemsiz kas hareketleri görülebilir. Bu hareketler bedenimizin belli bölgelerinde hafif geri bildirimler olarak gözlemlenebilirken, tüm bedende bir anda da görülebilir.

Bununla beraber beyin sistemimizde kimyasal reaksiyonlar sebebi ile aktif hale geçen epifiz ve hipofiz bezlerimizin Melatonin ve DMT salgılaması ile beraber vizyonlar, olmayan sesler, müzikler, kokular duyumsanabilir ve hissedilebilir.

Kalp organımız bedenimizin en önemli etken yöneticisi olduğundan dolayı ritmini değiştirerek nefes ve solunum yolları da dengeleme sürecine girebilir ve bununla beraber ağlama ve gülme gibi istem dışı faaliyetler gözlemlenebilir.

Zihinsel yapımızın bu durumdan etkilenerek geçmiş ve gelecekle ilgili korku ve kaygı düşüncelerimizin çözülmesine neden olması ile beraber çözülmeler yaşanabilir.

Bu anlatılanların tam aksine beynimiz rem uykusuna geçerek travmatik olayların etkileri olan birçok duygusal çözülmeyi bu aşamada gerçekleştirebilir.

Endokrin sistemimizin iç salgı bezlerini salgılaması ile beraber hiçbir deneyimin de gözlenmediği ancak yenilenme sürecinde farklı deneyimlerin tecrübe edildiği de tespit edilmiştir.

AKTİVASYON esnasında hiçbir his ve deneyimin tecrübe edilmemesi, aynı bir ilacı aldıktan sonra etkisinin görülmesine benzer. Her bireyin bedensel his ve tecrübesi algı düzeyi farklıdır.

Bu yüzden Aktivasyon esnasında ki geri bildirimlerden çok yenilenme sürecinde ki deneyimler daha fazla gözlem alanına girmektedir.

Beden sinir sisteminin nöron ağında ağır hasar durumu olduğunda bu nöronların ilk önce yenilenmesi veya nöronun tamamen etkisiz olduğu durumlarda ise yeniden yeni nöron ağlarının yapılanması belirli süreçlerde olabilmektedir.

​Bu nöronların tekrar aktif olana kadar belirli bir aşama geçirmesi ve daha sonra aktivasyonu gerçekleştirmesi de gözlem sonuçlarında fark edilmiştir.

Yenilenme sürecine geçen bireylerin algı ve idraklarında sinir sisteminin yeniden yapılanarak bulunduğu düzeyden üst düzeye yükselmesi ile beraber hayat kalitelerinde, anlayışlarında ve sosyal durumlarında belirgin farklar gözlemlenir.

Birçok korku, takıntı ve bağımlılıklar, psikolojik travmaların çözümü, yenilenme sürecinde görülür.

Psikolojik ve duygusal bağımlılıklarımızın kökeninde bedensel kimyamızın bize yaşattığı duygulara bağımlılık esastır.

Adrenalin, melatonin veya serotonin hormonlarının belirli stres durumlarından sonra yayılan salgılar olduğu bilinmektedir.

Ancak bu enzimlerin rahatlatıcı etkisi bir süre sonra pozitif bağımlılık yaratarak aynı deneyimin tekrar yaşanması isteğini doğurmaktadır.

Tüm olumsuz duyguların belirli döngülerde devam etmesi, beden kimyasalımıza da bağımlılık yaratmamızı ve o kimyasalın yayılması içinde gerekli şartların oluşturulması için kendimizi zorlamamıza neden olur.

Stres ve korku duygularının ardından salgılanan kimyasalların yarattığı pozitif etkiler sonucu ortaya çıkan bağımlılık ise gizli bağımlılığımızdır.

Yenilenme sürecinde endokrin sistemimizin ve beyin faaliyetlerimizin özellikle duyusal bölüm olan beyin limbik sisteminin dengelenmesi ile beraber bağımlılıkların da çözülmeye uğraması kaçınılmazdır.

Ancak yine de bu süreçler hakkında bilinmesi gereken en önemli konu samimiyet konusudur.

Bireylerin samimiyeti ölçüsünde ilerleme kaydedilmesi bu süreçler için en önemli etkendir.

​Bireylerin gerçekten kendilerine dürüst olması niyet mekanizmasını aktif ettiğinden aktivasyon öncesi dürüst olunmalı ve beklentiler ile nedenleri sorgulanmalıdır. Unutmamalıyız ki dönüşüm için atılan dürüst bir adım bizi özgürleştirecektir.

Uyumlanma süreci, varlığımızın her seviyede (Hücresel Titreşimden-Bilinç boyutuna) yenilenmesi ve orijinal (Dünya ve Evren Titreşimler) ile uyumlu duruma gelme aşaması ve bu aşama sürecindeki deneyimlerin bütünüdür.

Videolar

Etkinliklerimiz

edakuralay.com sitesinde yayınlanan eğitim, aktivasyon, paylaşım, uygulama veya makalelerin hiçbiri hekiminizin size tavsiye ettiği tıbbi teşhis, tedavi veya bakımın yerine geçmez.

edakuralay.com hastalık teşhisinde ve tedavide bulunmaz, ilaç tavsiye etmez veya hekiminizin tedavisine müdahale etmez.

Hekiminizin önerdiği ilaçları kullanıyorsanız tavsiyelere uymalısınız.Sitemizdeki tüm uygulamalar hiçbir şekilde tedavi ve teşhis amaçlı değildir.Hiçbir şekilde hastalıklar için garanti verilemez.

Sitemizdeki tüm faaliyetler farkındalık, idrak ve anlayışın gelişmesi ve insanın kendi öz varlığını keşfetmesi amaçlıdır.
2019-03-07T14:02:11+03:00