Aura


Beyin nöral sinir ağının kendi bünyesinde oluşturduğu elektriksel komutlar beden sinir sistemine etki ederek bütünsel bir manyetik alan oluşturur.

Beyin sağ ve sol loblarının dengesini sağlayan epifiz bezinin sağlıklı işlemesi sonucu beden sinir sistemi gerekli veriyi tüm doku ve organlara iletir. Sinir sistemimizin iletişimi elektriksel olarak sağlandığından dolayı beden etrafında çok boyutlu elektromanyetik akım oluşur. Bu yapıya “AURA” ismi verilir.

Aura, beden merkezi sinir sisteminin komuta merkezi olan “BEYİN” organı tarafından oluşturulur. Yani Beynimiz nasıl işliyorsa aura da aynı beynin izdüşümüdür.

Aura, tıpkı parmak izi gibi bireyden bireye ve canlıdan canlıya değişir. Hiçbir canlının aurası bir diğeri gibi değildir. Her birey nasıl ki birbirinden farklı ise aura da farklıdır.

Bu yüzden standart aura diyebileceğimiz bir aura yoktur. Her insanın beyin işletim sistemi farklıdır. Bu yüzden standart aura diye bir şey yoktur. Farklı auralar vardır.

Aura yırtılması olarak adlandırılan bir varsayım vardır. Aura bir perde gibi değildir. Elektromanyetik bir sistemdir. Çok boyutlu frekansların kendi içinde belirli bir uyumda titreşmesinin karşılığıdır.

Aura yırtılmaz, ancak bilgi işleme ve değerlendirme sistemi karışabilir. Her birey farklı mesleklerden, müziklerden hoşlanır ve farklı hayat biçimlerini benimseyerek yaşar.

Eğer her aura aynı olsaydı ve dengesi bozulsaydı standart bir duruma getirildiğinde her birey birbirinin kopyası olabilirdi. Ancak her sistem farklı olduğu ve kendi içinde uyumu olduğundan standart bir teknikle auranın karışan bilgisinin yeniden düzenlemesi mümkün değildir.

Aura yırtılmaz ve dikilmez. Beyin merkezi sisteminin dengeleyici olan unsuru epifiz bezinin sağlıklı olması gerekir. Varlığımızın dengesi bilincimizin evreni anlayabilecek ve evren ile uyumlu yaşayabilecek duruma geldiğinde bedenimiz de kendine has aurasını değiştirecektir. Hayatı algılama, değerlendirme, sonuç çıkarma ve yanıt verme özellikleri açığa çıktığında denge sağlanmış olacaktır.

Üzerinde durulması gereken auramız değil, bilincimiz ve bilincimizin koşullanmış bilgi ve kodlardan arınmasıdır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi başlangıç farkındalıktır.

Bilinç ve beden arasındaki dengenin kurulması en önemli etkendir. Auramız, bilincimizin aynasıdır. Aynayı değiştirmeye veya tedavi etmeye değil, aynaya bakanın kendini anlamaya ve kendini tanımaya ihtiyacı vardır.

Çok boyutlu Dengelenme, Bilinç boyutun da başlar ve beden boyutunda sonlanır. Bilincimiz bir arabanın sürücüsü gibidir ve araba “AURA” dır. Sürücü farkındalık kazanmadan araba da kazanmaz.

Arabayı tamir etmek bir anlamda mümkün olsa bile sürücü farkındalık kazanmadığı sürece kazalar devam edecektir. Kazaların ise başlıca sebebi dikkatsizliktir. Dikkatsizlik ise içinde bulunduğu andan perdelenmek sonucunu ortaya çıkar. O halde bilincin şimdi ve burada olması gerekmektedir. Bunun için de öncelik Bilincin Uyanışında olmalıdır.

2019-02-23T16:32:11+03:00